Panayırdan Fuarcılığa…

Panayırdan Fuarcılığa…

Türk silah sektöründeki gelişmeleri izlerken Türkiye’nin zihinsel bir dönüşümün eşiğinde olduğunu söyleyebiliriz. Türk silah sektörü, düne kadar içe dönük kapalı pazarın kısır döngüsünde kendi yağıyla kavruluyordu. Baskıcı silah yasalarının da etkisiyle ne uzuyor, ne de kısalıyordu.

19 Temmuz 2016
Türk silah sektöründeki gelişmeleri izlerken Türkiye’nin zihinsel bir dönüşümün eşiğinde olduğunu söyleyebiliriz. Türk silah sektörü, düne kadar içe dönük kapalı pazarın kısır döngüsünde kendi yağıyla kavruluyordu. Baskıcı silah yasalarının da etkisiyle ne uzuyor, ne de kısalıyordu. Fuarlar aracılığıyla yurtdışına açılan firmalar, yepyeni bir gerçekle karşılaştı. Dünya hızla değişiyordu ve Türk silah sektörü bu sürecin tamamen dışındaydı.
 
Bu gerçeği en iyi idrak edenler silah sektörünün ikinci kuşak yöneticileri oldu. Dünya silah pazarının baş aktörleri Türk silah üreticilerine “ucuz silah” kategorisinde rol biçtiler. Bu rolün hakkını veren Türk silah üreticileri, rollerinin dışına çıkıp kaliteye yöneldiğinde ise dengeler alt üst olmaya başladı.
 
Genç kuşak yöneticiler, kar marjını ancak kalite ve markalaşma, başka deyişle imaj faaliyetleriyle artıracağını gördü. Hatta bazıları bir adım daha ileriye giderek farklılaşmak için özgün silah üretmenin yollarını aramaya başladı.
 
İşte tam bu noktada pazarlamanın önemli bir ayağı olan fuarların varlığı ve niteliği sorgulanır oldu. Düne kadar iç pazar tüketicilerine dönük panayır kıvamında olan ve neredeyse çekirdek çitlenerek dolaşılan fuarın değişimi kaçınılmaz oldu.
Bu yıl 5.si gerçekleşen Prohunt Av, Silah & Doğa Sporları Fuarı adeta bir turnusol kağıdı gibi bu süreci özetliyor. Fuar her yıl daha profesyonel bir kimliğe bürünürken, dünya silah pazarlarına yüzünü dönen üreticilerin değişen taleplerine de cevap vermeye çalışıyor.
Şüphesiz daha yolun başındayız, fuarcılık sektörünün gelişimi ancak hizmet verdiği sektörün talepleriyle doğru orantılı olacaktır. Ürettiği ürünleri panayırda sergileyip satmayı düşünenler var olduğu sürece bu geleneksel pazar havasından kurtulmak da bir o kadar zor olacak. Ne var ki, değişmeyen tek şeyin değişim olduğu kuralı burada da geçerli.
 
Fuarların art arda gerçekleştiği bir dönemde içerik açısından yine kapsamlı bir sayı ile karşınızdayız. Dünyanın bir numaralı bisiklet yarışı olan Tour de France’ın efsanevi sporcularından biri olan İtalyan Gino Bartali’ye ait olan 12 numara Franchi Imperiale Montecarlo Çiftelerinin hikayesine yer veriyoruz sayfalarımızda.
 
ABD askerlerinin II. dünya savaşında rakip ordulara karşı önemli bir üstünlük sağlayan ve dönemin en büyük silah makinesi olarak tanımlanan yarı otomatik mekanizmalı M1 Grand piyade tüfeği; mafya filmlerinin vazgeçilmez silahları arasında yer alan Thompson hafif makineli tüfeği, Ruger’in yeni yarı otomatik polimer gövdeli tabancası Amerikan Pistol;  incelemesi yaptığımız büyük çaplı tabancalar arasında kürsüden inmeyen AMT Automag III. .30, Kimmer-Browning kapışması ve diğer konularımızla av sezonunun açılmasını keyifle beklemenizi sağlayacak bir sayıyla yine karşınızdayız.
 
 
Armi e Tiro... Hobiden daha fazlası!
FACEBOOK İLE YORUM YAP
İLGİLİ HABERLER
Bu Sese Kulak Verin!(SİSİAD) Silah Sanayicileri ve İş Adamları Derneği....
Yeni Silahlar, Yeni Techizatla...Almanya’nın Nüringberg kenti bildiğiniz gibi Nazi ....
Tehdit Altında ShowDünya globalleştikçe güvenlik endişeleri de o oran....
Silah sektörü için yeni tehdit...Terörün Ortadoğu batağından çıkıp Avrupa ve Amerik....
Türk Silah Sektöründe İkinci D...Ata Arms’ın tarihine bakınca Türk silah sektörünün....
Bir uçtan bir uca!Armi e Tiro-Türkiye, yayım hayatına başladığı günd....